It’s been quite a while since my last post but I’m sure you’ll think it worthed the wait! Last week I had the honour of showing my city Istanbul, to Garance Doré… It all occured very fast but let me tell you how this has happened in the first place. Last weekend my boss received an e-mail from Shop L’atitude originated in New York, the online shop where you can shop luxury items from the destinations available on the website, that they wanted to add Istanbul to their shopping districts and if she could help them by suggesting some tips. Of course she happily greeted the idea and prepared a list of suggestions that must go into their shopping destinations. After a few e-mails later they told us that Garance Doré was coming along to photograph the trip! From the minute I heard that, my heart didn’t slow down a bit out of excitement. My boss who knew my passion about blogging and photography told me that I should definitely meet them! When the day has come I went to meet the team to help them around and make their works easier, and there she was Garance Doré standing right in front of me with the biggest smile you can ever see. She was so pretty and you could see her excitement from her face. We started to work immediately. The first question I asked was “Would you mind if I take your pictures while you’re working?” and she said “Not at all!!” then she started to ask me questions about the country and the city. She was trying to learn and see everything she can about the place she’s in, she was very curious and oh, so nice! At the end of the first day she told me that she’ll be free for the next day and if I can help her see the city, I was like “Oh my god of course, I’d love that!!” and we set up a time to meet, early in the morning… All day long we walked around the city, visited historical and modern places, ate Turkish food, and it was “kunefe” the salty dessert she mentioned on her blog, and took pictures together, well mostly she took pictures and I just watched her doing it. She gave me advices about blogging and taking pictures. When she was trying to learn about out culture I was trying to know about her way of working. She was so positive, full of energy, stubborn about what she wants and passionate about her job. It was really obvious why she is “Garance Doré” and it was a great example of success to me. I could see how she became so successful on her job. I could see what differs her among all other photographers. She wasn’t just taking photographs she was putting herself into the picture, she was really there and it was amazing to watch how it happens. I learnt a lot from her within a day and I could only imagine what more I could have learnt in a longer amount of time. She was a true inspiration and a true angel, I feel so lucky to meet her at this point of my life because although I don’t know my destination point, I definitely know the best way going there…
Son yazımdan bu yana oldukça uzun zaman geçti ancak birazdan okuyacaklarınız sonrasında buna değdiğini düşüneceksiniz. Geçen hafta Garance Doré‘a İstanbul’u gösterme onuruna eriştim. Aslında her şey oldukça hızlı gelişti ama gelin ben size en başından anlatayım. Geçen hafta patronuma New York’ta kurulmuş Shop L’atitude adlı online alışveriş sitesinden bir mail geldi. Müşterilerine, dünyanın çeşitli şehirlerinden lüks ürünler satın almayı sunan websitesi, İstanbul’u da haritasındaki şehirlerden biri haline getirmek istediğini ve bu konuyla ilgili öneriler istediğine dair bir mail yollamıştı. Bu heyecan verici haber karşısında patronum ekibe, kesinlikle dahil edilmesi gereken mağazalar hakkında bi liste yolladı. Bir kaç mail sonra ise Garance Doré’un, İstanbul’a yapacakları bu seyahati fotoğraflamak üzere onlarla beraber geleceğini söylediler. Tabi bu haberi duyar duymaz içimde başlayan heyecanı anlatmama gerek yok sanırım. Blog yazma ve fotoğraf çekme konularındaki tutkumu bilen patronum da benim bu ziyaretin kesinlikle bir parçası olmamı istedi. Buluşma günü geldiğinde ekiple tanışmak ve onlara yardım etmek için otele gittim, ve işte Garance ordaydı tam karşımda yüzünde görüp görebileceğiniz en büyük gülümsemeyle duruyordu. Gerçekten çok güzeldi ve yüzünden hissettiği heyecanı okuyabiliyordunuz. Tanışma faslı bitince hemen çalışmaya koyulduk. Ona sorduğum ilk sorulardan biri “Sen çalışırken ben de seni fotoğraflayabilir miyim?” oldu, o da “Tabii ki” diyip bana İstanbul’la ilgili bir sürü soru sormaya başladı. Bu şehirle ilgili her şeyi öğrenmek ve her şeyi görmek istiyordu. Her konuyu merak ediyordu ve gerçekten çok tatlıydı. İlk günün sonunda bana ertesi gün boş olduğunu ve benim ona şehri gösterip gösteremeyeceğimi sorduğunda kendisine tabii ki “Çok isterim!!” cevabını verdim. Hemen bir buluşma saati ayarladık ve sabah erkenden sokaktaydık. Beraber bütün gün yürüdük, Galata’daki mağazaları gezip tünelle Karaköy’e indik, Galata köprüsünün hem üstünden hem altından yürüyüp Eminönü’ne geldik. Eminönü Cami’sini gezip kıymalı pide ve künefe yedik. Blogundaki son postunda bahsettiği gibi, tam künefe yerken okunmaya başlayan ezanın sesiyle o kadar duygulandı ki karşımda ağlamaya başladı. Büyükannesinin Suriye’li olması onu bu konuda çok hassaslaştırmış, ben de bizim artık her gün pek çok kez duymaya alışık olduğumuz bu sesin etkileyiciliğini artık hissetmediğimizi anlattım ona. Ordan Bebek, Kanyon, Pera gibi pek çok yeri gezdik ve bu sırada pek çok insan fotoğrafladı Garance, ben de onu izledim tabii ki. Bana blog yazmak ve fotoğraf çekmekle ilgili pek çok tavsiye verdi. Bir yandan o bana bir sürü soru sorarak kültürümüz hakkında bilgi sahibi olmaya çalıştı bir yandan da ben onu gözlemleyerek nasıl bu kadar başarılı bir insan olduğunu anlamaya çalıştım. Öncelikle çok pozitif biriyi, enerji doluydu ve elde etmek istediği şeyler konusunda inatçıydı ve işiyle ilgili çok tutkuluydu. Neden bu kadar başarılı olduğu apaçık ortadaydı aslında, onu diğer fotoğrafçılardan ayıran şeyi görebiliyordunuz.
Fotoğrafı yalnızca çekmiyordu, içine kendinden bir şeyler katıyordu ve o anı oluşurken görmek inanılmaz bir duyguydu. Yalnızca tek 1 günde ondan çok şey öğrendim, daha fazla zaman olsa kim bilir neler görecektim… Garance benim için gerçekten bir ilham kaynağı oldu, onunla hayatımın bu döneminde tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü gittiğim yerin neresi olduğunu bilmesem de artık oraya ulaşmanın en güzel yolunu biliyorum…

You May Also Like