As you know from my last post, last week we had Istanbul Fashion Week and I attent a few of the shows. To be able to have a fashion week is very important to us who loves and want to see Turkish designers to be known all over the world. This was the second organization and I found it well prepared unlike the first one. First day I was at the place for full day but I got so tired from cold and from wearing high heels for 7 hours -that as a tall person I don’t wear usually- I couldn’t make it for the second day. I only went to see the one last show that I wanted, which was Hakan Yildirim’s. Then again in the 3rd day I was there but bored to death because of the atmosphere. But I could see the shows were getting much better. And to the last day I again couldn’t attent, because of my previous engagements. But I can cite about my experience. I’ll pass the ones which were lack of design and go with the ones who really have creativity and originatily in them.

Bildiğiniz gibi geçen hafta İstanbul Moda Haftasındaydım, defilelerin hepsine katılamadım malesef ama gördüklerim ya da göremeyip fotoğraflar sayesinde fikir edindiğim bir kaç defile hakkında düşüncelerimi yazmak istedim. Türkiye’de bir moda haftası düzenleniyor olması gerçekten çok sevindirici ve benim en başta gözlemlediğim şey her şeyin giderek daha da iyi bir hal alacağı ve ileride daha da başarılı işler yapılacağı yönünde. Bu sayede hepimiz ne kadar iyi tasarımcılara sahip olduğumuzu görmüş ve onlara değer vermemiz gerektiğini de anlamış olduk. Ben ilk gün sabahtan akşama kadar santralistanbul’daydım ancak hava şartları ve topuklu ayakkabılar beni sandığımdan daha fazla yordu ve ikinci gün kolumu kıpırdatacak halim olmadığından sadece Hakan Yıldırım’ın defilesini görmek için gidebildim. Üçüncü gün yine ordaydım ama ortam oldukça sıkıcı olduğundan biraz zor vakit geçirdim, ama defilelerin ilk günlere oranla iyiye gittiğini görmek motive edici oldu. Son gün ise haftalar önceden yapılmış bir programım nedeniyle yine santralistanbul’da değildim. Şimdi gelelim ben neler gördüm neler düşündüm kısmına. Yaratıcılıktan ve orjinallikten uzak olan defileleri atlarsak elimize gerçekten iyi tasarımcılar kalıyor. Ben izleyebildiklerim ya da fotoğraflarını bulabildiklerimden bahsedicem bunların dışında kalan Gamze Saraçoğlu, Bahar Korçan, Deniz Mercan, Hatice Gökçe gibi yine çok başarılı defileler gerçekleştirmiş olan tasarımcıları kaçırdığım için kendilerine yer veremeyeceğim ancak diğer blogger arkadaşlarım oldukça kapsamlı yorumlarıyla bu konuda size yardım etmeye hazırdır eminim.

Hakan Yıldırım

When you know someone and what that person’s capable of, you start to expect something. And in this case I think expected too much from Hakan Yildirim. I love him and I love his designs I think he’s really successful at his job. But his fall/winter 2010 show didn’t shoot me from the heart. The dresses were beautiful, almost like a music instrument. Their cuts and shapes were perfect but I didn’t get surprised at all. Like I said I expected to fell in love but I only saw beauty nothing more. Here are some of my favorite pieces in the show.

Bir insanı tanıdığınız zaman ya da neler yapabileceğini bildiğiniz zaman ondan bir şeyler beklemeye başlıyorsunuz ve sanırım ben Hakan Yıldırım’ın sonbahar-kış defilesinden fazla şey beklemişim. Hakan Yıldırım benim çok sevdiğim ve yarattıklarını beğendiğim bir tasarımcı aslında, gerçekten orjinal tasarımlar yaptığını düşünüyorum ama bu defile beni kalbimden vurmadı malesef. Hepsi siyah olan elbiseler çok güzeldi, hatta her biri birer müzik aleti gibiydi. Kesimleri ve modelleri tam anlamıyla mükemmeldi ama beni şaşırtmayı başaramadı. Dediğim gibi ben aşık olmayı beklemiştim ama olmadı. Aşağıda en beğendiğim parçaları görebilirsiniz





Arzu Kaprol

I couldn’t attent to the show but I think these pictures are talking for themselves. Arzu Kaprol really has made a terrific collection. Her designs are original and distinctive. She combines elegancy with extraordinary in a very professional way.
Arzu Kaprol’ün defilesini izleme şansım olmadı ama bence fotoğraflar kendi adına konuşuyor zaten. Arzu Kaprol muhteşem bir koleksiyon hazırlamış bence, tasarımları orjinal ve kendine özgü. Zerafeti sıradışıyla çok profesyonel bir şekilde birleştirmeyi başarmış kesinlikle. Ben bu koleksiyona bayıldım






İdil Tarzi

What I really liked about this collection was ,that it didn’t have any concerns about destroying any pattern. It wasn’t trying to be different so, it was effortlessly chic. I’ll share a few more pictures of the show when I find but I can say that I loved Idil Tarzi’s collection very much. It was chic and lovely. The colors were really pleasant, compared to the other designers’ choices about dark colors. And the cuts and the fabric also got my love. Here are my favorite pieces

İdil Tarzi’nin defilesinin en beğendiğim yönü öncelikle, kalıpları yıkmak gibi bir derdi olmayışıydı. Farklı olmaya çalışmadan çabasız bir şıklık elde etmiş tasarımları. Bazı kişilerden çok sıradan olduğuna dair yorumlar duymuş olsam da bence detaylara baktığınızda seçilen kumaşlar, harika dikişler ve kalite kokan renkler benim gözümde büyük beğeni kazandı. Yani bir koleksiyonun iyi olması için illa çığır açan bir yenilik getirmesine gerek yok, başka yönlerden beslendiğinde yine başarılı bir çalışma elde edilebileceğine iyi bir örnekti İdil Tarzi koleksiyonu. İşte favori parçalarım, elime geçtiğinde daha fazla fotoğraf paylaşacağım






Ozlem Suer

After the show I just thought that she created wonders. I couldn’t find the pitures of the ones that I loved the most but maybe these can be helpful too. There were fairytale-like dresses and long skirts with great colors. I also loved the fabric she used for each piece.
Özlem Süer defilesi bittikten sonra düşündüğüm ilk şey kendisinin harikalar yaratmış olduğuydu. Koleksiyonda en beğendiğim parçaların fotoğraflarını henüz bulamadım ama bulduğum kadarı bir fikir edinmenizi sağlar diye umuyorum. Ayrıca tasarımların fotoğrafta gözüktüğünden çok daha güzel olduğunu da söyleyebilirim. Peri masalından çıkmış gibi elbiseler uzun etekler ve güzel tonlanmış birbirinden güzel parçalar ve kumaş seçimleriyle seyircilerin karşısına çok başarılı bir koleksiyonla çıkmış Özlem Süer





Zeynep Tosun

She is a very successful young designer. You can see right through her from her collection. Bright, colorful and fun. Let’s not forget the originality of course. The cuts and the shapes are really important on her work. I love her imagination and would love to wear her designs definitely!
Zeynep Tosun çok başarılı genç bir tasarımcı. Geleceği de tasarımları gibi parlak ve renkli olacak gibi görünüyor. Yarattığı dünya o kadar çekici ki renkler, kesimler, kumaşlar alıp götürüyor sizi adeta. Hayal dünyasını seviyorum bu kızın, tasarımlarını en kısa zamanda üzerimde görmek dileğiyle!

Mavi

The last show I attended was Mavi Jeans’. The show were really energetic with the help of great songs. I loved Carlo Alberto Pregnolato, the stylist of the show cause the pieces were looking great and original together. I could see that they observe and know what teens’ like and that’s a good vision for a brand. It’s good to see that they don’t stick up to the classic jean style only and orient themselves into new horizons. My favorite part of the show was the shoes that were used! They were very cleverly chosen
Katıldığım en son defile Mavi oldu. Defilenin şarkılar ve tempolu yürüyen mankenler sayesinde elde ettiği enerji gerçekten etkileyiciydi. Ben özellikle defilenin stilisti Carlo Alberto Pregnolato’yu oldukça başarılı buldum, kullanılan bütün parçalar çok başarılı şekilde kombinlenmişti. Hatta Ozan’la acaba mağazada görsek bu kadar beğenir miydik diye düşündük, yani kısaca defile baya başarılıydı. Ayrıca Mavi’nin klasik jean giyim anlayışından farklı, gençlerin yeni trendlerini takip eder tasarımları da beni memnun etti. Vizyon sahibi bir marka olduğu belli. Ama defilenin en çok beğendiğim kısmı kesinlikle kullanılan ayakkabılardı, her kıyafeti tamamlayan akıllıca seçilmiş ayakkabılar. Acaba onları da bulabilecek miyiz Mavi’de?






Bütün bunların dışında söylemek istediğim bir kaç şey varsa onlar da mankenlerin çoğunlukla kilolu, selülitli ve yürüyemez olmasını eleştirmek olur. Evet 0 beden manken beklediğimiz yok, hatta öyle olan bir kaç kızcağız elbiselerin içinde kaybolmuş hiç bir şey taşıyamaz halde sadece kendini acındırıyordu, demek istediğim neredeyse her defilede eteğine takılan, omuzlarını fazla kullanıp komik yürüyen ya da yürüyemeyen, kıyafetlerin orasından burasından etleri çıkan mankenler görmek pek de güzel değildi. Umarım gelecek sefer, her açıdan daha iyi bir organizasyona imza atılmış moda haftasında bu konu üzerinde de durulur. Evet belki herkes bir Tuğçe Kazaz gibi yürüyüp Ece Sükan gibi tüm gözleri üzerine çekmeyi başaramaz ama başarabilecek insanları bulmak da birilerinin işi ve o işi gelecek sefer daha iyi yapmaları umuduyla diyorum.
Kendime de gelecek sefer daha fazla defileye katılıp daha girişken olmayı tembihliyorum, ayrıca fuar alanını gezmemiş katılımcılara da kızıp Niyazi Erdoğan ve Nazlı Çetiner gibi cici tasarımcılarla ve onların yarattıklarıyla tanışamadıkları için ne kadar üzülseler azdır diyorum. Şimdilik benden bu kadar daha fazla bir şey gelirse aklıma yine burada olacağım, görüşmek üzere!
Not: Style Tricks‘ e ve IconJane‘e teşekkürler!

You May Also Like