Usually Sundays are known as the 2.nd worst day after Monday. Everybody hates Sundays because of what’s hiding behind it, instead enjoying what it offers. But I see Sundays as “My Day”, a day full of oportunities to do what I want to do. Usually we start the day with a big Turkish breakfast. Many kinds of cheese and bread with eggs. Yum! After that we either watch a movie on the sofa or get out to have long walk or both… On this Sunday, which was the 1st day of the year we stayed home for the whole day. We ate home made cookies that my mother baked. Drank many cups of tea, I worked on my blog, read all the magazines that were waiting to be read. Watched 2 beautiful films, cooked dinner, had a long bath and got rested. But still I woke up sick this morning! I suppose it must be the back low cut from the New Year’s eve. Hope I get well immediately, it sucks to begin the year with a throat ache.
Genelde Pazar günleri Pazartesi’den sonra herkes için en sevilmeyen gündür. Herkes Pazartesi’nin habercisi olduğundan olsa gerek Pazar gününün keyfini çıkartmak yerine sinir bozucu olduğunu düşünür. Ama ben Pazar günlerini daha çok “Benim Günüm” olarak görüyorum, istediğim ne varsa yapmak için koca bir gün. Genelde güne benim en sevdiğim öğün olan kocaman bir kahvaltıyla başlıyor, ardından ya koltuğa yayılıp bir film izliyor ya da uzun bir yürüyüşe çıkıyoruz. Ya da bazen ikisi birden… Bu Pazar ise, yani yılın ilk günü olan Pazar gününde bütün gün evde kalmanın keyfini çıkarttık. Kahvaltı öncesi güzel bir film, akşamüzeri çayla beraber anne yapımı un kurabiyesi, birazcık blogla ilgilenmece, okunmayı bekleyen dergileri sıradan geçirme, akşam yemeği, bir film daha, uzun bir duş ve harika bir gün. Ancak tüm bunlara rağmen bu sabah hasta uyanmış olmam biraz tadımı kaçırdı. Sanırım Yılbaşı Gecesinin sırt dekoltesinden olsa gerek. Umarım bir an önce iyileşirim, yeni yıla boğaz ağrısıyla girmek pek de motive edici değil.

You May Also Like